Mütercim-Tercümanlık öğrencileri için üçüncü sınıf, mesleki anlamda önemli bir dönüm noktasıdır. Genel çeviri bilgisinden uzmanlaşmaya geçiş başlar ve öğrenciler belirli alanların metinlerine, terminolojisine ve işleyişine daha yakından odaklanır.
Hukuk, iktisat, teknik, medikal, finans ve edebiyat gibi uzmanlık alanları yıllardır çeviri eğitiminin ve sektörün temel başlıkları arasında yer alır.
Ancak son yıllarda bu listeye giderek daha görünür bir alan ekleniyor:
Sürdürülebilirlik.
Hâl böyle olunca şu soruyu soruyoruz: Sürdürülebilirlik neden çeviri sektöründe ayrı bir uzmanlık alanı hâline geliyor?
Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevreyle ilgili bir konu değil
“Sürdürülebilirlik” denildiğinde uzun süre ilk akla gelen konular çevrenin korunması, doğal kaynakların kullanımı veya iklim değişikliği gibi başlıklar oldu.
Bugün ise kavram çok daha geniş bir alanı kapsıyor.
Şirketlerin çevresel etkileri, çalışan hakları, sosyal sorumlulukları, yönetişim yapıları, riskleri, hedefleri ve performansları sürdürülebilirlik gündeminin bir parçası hâline geldi.
Bu dönüşüm, kurumsal raporlamaya da yansıdı. Türkiye’de Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın (TSRS) yürürlüğe girmesiyle birlikte, belirli işletmeler için sürdürülebilirlik raporlaması 1 Ocak 2024 tarihinde başlayan hesap dönemlerinden itibaren zorunlu hâle geldi.
Dolayısıyla sürdürülebilirlik artık yalnızca çevre departmanlarının veya iletişim ekiplerinin konusu değil. Finans, hukuk, insan kaynakları, yatırımcı ilişkileri ve üst yönetim gibi farklı birimlerin dahil olduğu çok disiplinli bir alan.
Hâl böyle olunca bu alanın doğal olarak dile ve çeviriye yansıması da kaçınılmaz oluyor.
Sürdürülebilirlik çevirisini diğer alanlardan ayıran ne?
Uzmanlık alanı çevirmenlikte yeni bir kavram değil. Ancak sürdürülebilirlik alanında terminolojinin hızla gelişmesi ve farklı disiplinlerden beslenmesi, çevirmenler açısından farklı bir ihtiyaç ortaya çıkarıyor.
Aynı kavram; finansal raporlama, çevre politikası, iklim bilimi, insan hakları, kurumsal yönetişim veya yatırımcı iletişimi bağlamında farklı bir metinsel işlev kazanabiliyor.
Üstelik sürdürülebilirlik metinlerinde kullanılan ifadeler yalnızca bilgi vermiyor.
Bir şirketin “hedeflediğini”, “taahhüt ettiğini” veya bir hedefi “gerçekleştirdiğini” söylemek arasında önemli anlam farkları bulunuyor.
Bu nedenle sürdürülebilirlik çevirisinde yalnızca terminoloji bilgisi yeterli değil. Bağlamı, raporlamanın amacını ve kullanılan ifadenin taşıdığı anlamı doğru okumak gerekiyor.
Yeni bir uzmanlık alanı, yeni bir terminoloji ihtiyacı demek
Bir alan geliştikçe o alana ait kelimeler ve kavramlar da artıyor.
Sürdürülebilirlik alanında da her yıl yeni kavramlarla karşılaşıyoruz. İklim değişikliği, net sıfır, adil geçiş, iklim dayanıklılığı, doğa temelli çözümler, karbon piyasaları ve yeşil beceriler gibi kavramlar artık yalnızca uluslararası toplantılarda değil, kurumsal raporlarda ve şirket iletişiminde de karşımıza çıkıyor.
Tam da bu noktada önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Bu kavramları Türkçede nasıl kullanacağız?
Tek bir İngilizce terime sözlükten karşılık bulmak çoğu zaman yeterli olmayabilir. Terimin Türkçedeki kullanımları, bağlamı, uzman görüşleri ve ilgili kaynaklar birlikte değerlendirilmelidir.
Çünkü ortak ve tutarlı bir dil oluşturulmadığında aynı kavram farklı metinlerde farklı karşılıklarla kullanılabilir.
Sürdürülebilir Çeviri neden ortaya çıktı?
Dijital Tercüme olarak, sürdürülebilirliğin çeviri sektöründe giderek daha önemli bir uzmanlık alanına dönüştüğünü gördüğümüz için Sürdürülebilir Çeviri projesini hayata geçirdik.
Projenin temel amacı yalnızca bir kelime listesi oluşturmak değil; sürdürülebilirlik alanında Türkçede güvenilir, yaşayan ve ortak bir terminoloji oluşturulmasına katkı sunmaktır.
Bu doğrultuda terimleri tespit ediyor, mevcut karşılıkları ve kaynakları araştırıyor, alternatifleri değerlendiriyor, gerektiğinde alan uzmanlarının görüşlerine başvuruyor ve onaylanan terimleri bağlamlarıyla birlikte terimceye kaydediyoruz.
Böylece sözlük, sabit bir kelime listesinden çok, alan geliştikçe büyüyen ve güncellenen bir kaynak olarak şekilleniyor.
Çevirmenler için yeni bir uzmanlık alanı
Sürdürülebilirliğin yükselişi, çevirmenler açısından da yeni fırsatlar yaratıyor.
Sürdürülebilirlik raporları, ESG iletişimi, kurumsal raporlar, iklim politikaları, sosyal etki raporları ve uluslararası sürdürülebilirlik çalışmalarında uzmanlaşmak isteyen çevirmenlerin yalnızca dil becerilerini değil, alan bilgisini de geliştirmeleri gerekiyor.
Bu da bizi yeniden çeviri eğitimindeki temel soruya götürüyor:
Hangi alanda uzmanlaşmalıyım?
Eskiden bu sorunun cevabı çoğunlukla hukuk, teknik, medikal veya finans gibi alanlarda aranırken, bugün sürdürülebilirlik de çevirmenler için değerlendirilmesi gereken uzmanlık alanlarından biri hâline geliyor.
Türkiye’de sürdürülebilirlik dili gelişirken…
Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasının kurumsal bir çerçeve kazanmasıyla birlikte, bu alandaki içeriklerin ve raporların sayısının da artması bekleniyor. KGK’nın yayımladığı TSRS uyumlu raporlar da bu alanın Türkiye’de artık kurumsal raporlama pratiğinin bir parçası hâline geldiğini gösteriyor.
Böyle bir ortamda çevirinin rolü yalnızca raporları başka bir dile aktarmak olmayacak.
Sürdürülebilirlik bilgisinin farklı dillerde aynı anlamı taşımasını sağlamak da bu sürecin bir parçası olacak.
Biz de Sürdürülebilir Çeviri projesiyle tam olarak bu noktaya odaklanıyoruz: sürdürülebilirlik alanındaki gelişen terminolojiyi takip etmek, Türkçedeki karşılıkların güvenilir kaynaklara ve uzman görüşlerine dayanmasına katkı sağlamak ve sektörde ortak bir dilin oluşmasını desteklemek.
Çünkü sürdürülebilirlik için atılan adımlar kadar, bu adımların nasıl anlatıldığı da önemli.
Ortak bir gelecek için önce ortak bir dil gerekiyor.
Sürdürülebilirlik dilini birlikte geliştirelim.
Sürdürülebilirlik terminolojisini keşfetmek, terim önerisinde bulunmak ve projenin çalışmalarını incelemek için:
surdurulebilirceviri.com