Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nden Sürdürülebilir Çeviri’ye: Verinin Diliyle Dönüşüm

17 Aralık’ta Swissôtel’de gerçekleşen 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi, yalnızca gıdanın geleceğini değil, sürdürülebilirlik iletişiminin bugününü ve yarınını da konuştuğumuz çok katmanlı bir buluşma oldu.

Bizim için zirvenin en kıymetli tarafı şuydu: Hem kurumsal çeviri ve yerelleştirme hizmeti sunduğumuz, hem de sürdürülebilirlik departmanlarıyla uzun soluklu çalışmalar yürüttüğümüz pek çok kurumla aynı salondaydık. Yani sahadaki dili, terimleri, refleksleri ve kafa karışıklıklarını birebir gözlemleme şansımız vardı. Bize göre çevirimizin kalitesi, masa başında aldığımız kararlarla değil; bağlamın içinde artar, çünkü her kurumun, her markanın farklı bir iletişim dili vardır ve bunu dört duvar içinde değil, müşterilerimizle birebir konuşarak şekillendirmek gerekir.

Zirvede Gıdanın Geleceği Konuşulurken Biz Sürdürülebilirlik İletişim Diline Kulak Verdik

Zirve boyunca dinlediğimiz paneller, sürdürülebilirliğin artık yalnızca bir niyet değil, stratejik bir dönüşüm alanı olduğunu açıkça gösteriyordu:

  • Gıdanın Geleceği: Türkiye’de Sanayi, Strateji ve Sürdürülebilir Dönüşüm
  • Rejeneratif Tarımla Değer Yaratmak
  • Gıda Ekosistemlerini Güçlendirmek: İnovasyon ve Fayda
  • Riskten Dayanıklılığa: Tedarik Zincirleri
  • Feeding the Future: New Food Transition
  • Tüketici Davranışlarının Şifresini Çözmek
  • Sürdürülebilir Gıdada Finansmanın Geleceği
  • Sorumlu Tüketimi Teşvik Eden Çözümler
  • Sofranın Doğruları ve çok daha fazlası…

Biz bu başlıkları yalnızca dinlemedik; hangi kelimeler tekrar ediliyor, hangileri İngilizce kalıyor, hangileri Türkçede yer bulmakta zorlanıyor diye not aldık.

Ölçeklenmiş Veri = Sürdürülebilirlikte Gerçek Etki

Sürdürülebilir Çeviri projemizin destekçilerinden, 2026’da II. Sürdürülebilirlik Zirvesi’nde konuşmacı olarak ağırlamayı gönülden istediğimiz Prof. Dr. Yeşim Ekinci’nin altını çizdiği çok kritik bir nokta vardı: Ölçeklendirilmiş veri, sürdürülebilirliğin en önemli dinamiğidir.

Biz de tam bu nedenle zirvede yalnızca izleyici değil, veri toplayan bir çeviri ekibi olarak yer aldık.

2025’in Sürdürülebilirlik Terimleri: Saha Ne Diyor?

Zirvede yaptığımız görüşmeler ve mini anketlerle, Sürdürülebilir Çeviri Sözlüğü için öne çıkan terimleri sorduk.

2025 Yılının Terimi için önerilenler:

  • greenhushing
  • decarbonization
  • greenwashing
  • climate quitting
  • prosumer
  • geoheritage
  • benefit cooperation

En yüksek oyu alan terim: decarbonization oldu. Bu sonuç, şirketlerin artık söylemden çok karbon azaltım stratejilerine odaklandığını açıkça gösteriyor.

Panellerin En Çok Konuşulan Kelimeleri

Zirve boyunca en sık duyduğumuz ve not aldığımız kelimeler şunlardı: rejeneratif tarım, sosyal etki, kakao, portakal yağı, ikame ürün, pestisit, tüketici beklentileri, toplumsal fayda, çiftçi, veri

Bu liste bize şunu söylüyor:
Sürdürülebilirlik artık soyut kavramlardan değil, üründen, çiftçiden ve ölçülebilir etkiden konuşuyor.

“Carbon Emission” mı, “Karbon Salımı” mı?

Zirvede en çok üzerinde durduğumuz konulardan biri de buydu.

Her fırsatta şunu sorduk: Karbon salımı gibi yerleşik bir Türkçe karşılık varken neden hâlâ carbon emission diyoruz?

93 kişiyle yaptığımız görüşmelerin sonucu:

  • 52 kişikarbon salımı kullanacağını söyledi
  • 17 kişikarbon emisyonu demeye devam edeceğini belirtti
  • Kalanlar → bağlama göre iki kullanımı da tercih edebileceğini söyledi

Bu küçük gibi görünen fark, sürdürülebilirlik iletişiminde dilin yerelleşme eşiğinde olduğumuzu gösteriyor.

“Greenwashing” Türkçede Artık Yalnız Değil

Yaptığımız oylamada: “Yeşil aklama” 69 oy alarak zirveyi kimseye kaptırmadı. Diğer öneriler: yeşil yıkama, yeşil göz boyama, çevreci maske, ekolojik yanıltma, yeşil kandırma, yeşil badana oldu. Daha da önemlisi terimi İngilizce bırakırım diyenlerin oranı %19’a indi, geçen yıl bu oran %39’du. Bu, Türkçenin sürdürülebilirlik alanında güç kazandığının net bir göstergesi.

Sürdürülebilir Çeviri Projesi Sahada Ne Kadar Biliniyor?

Zirve katılımcılarıyla yaptığımız değerlendirmelerden öne çıkanlar:

  • %56 → Sürdürülebilir Çeviri projesini daha önce duymuş
  • %5 → terim önererek veya yorum yaparak aktif katkı sağlamış
  • Projeyi bilenlerin tamamı, haftalık bültenlerden memnun
  • En çok sevilen içerik: anketler ve terim oylamaları

Ve bizi en çok mutlu eden veri: Geçen yıl 44 terimle başlayan sözlüğümüz, bugün 404 terime ulaştı. Bu, kolektif emeğin sessiz ama güçlü bir sonucu.

“Sürdürülebilirliğin Sürdürülebilirliği” Üzerine

Zirvede en çok üzerinde durduğumuz kavramlardan biri de “sürdürülebilirliğin sürdürülebilirliği” oldu. Yani yalnızca çevresel ya da sosyal etki yaratmak değil; bu etkiyi uzun vadede ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve tutarlı biçimde sürdürebilmek. Bu bağlamda com4pha yaklaşımı, iletişimin yalnızca bir anlatım aracı değil; dönüşümün kendisini taşıyan bir yapı olduğunu hatırlatıyordu. Bizim açımızdan bu, çevirinin yalnızca dilsel bir aktarım değil; kurumsal sorumluluğun bir parçası olduğu gerçeğini bir kez daha teyit etti.

Rakamlar Konuştuğunda Dil Susmamalı

Zirvede paylaşılan bazı veriler, kullanılan dilin neden bu kadar kritik olduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyordu:

  • Türkiye’de kişi başına yılda yaklaşık 103 kilo gıda israfı yapılıyor.
  • 1 bardak süt üretimi için yaklaşık 200 litre su kullanılıyor.
  • Yapay zekâ ve veri merkezlerinin artan enerji tüketimi, dijital dönüşümün de sürdürülebilirlik perspektifiyle ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Bu tür veriler, yanlış ya da muğlak bir çeviriyle aktarıldığında yalnızca anlam kaybına değil; yanlış algıya ve güven erozyonuna da yol açabiliyor.

Food Safety mi, Food Security mi?

Zirvede en sık karıştırılan kavramlardan biri de buydu.
Ve bu karışıklık, çeviri açısından kritik bir risk alanı yaratıyor.

  • Food safetyGıda güvenliği
  • Food securityGıda güvencesi

Biri hijyen, kalite ve sağlık boyutunu kapsarken; diğeri erişilebilirlik, süreklilik ve toplumsal dayanıklılıkla ilgili. Bu iki kavramın yanlış çevrilmesi, yalnızca terminolojik bir hata değil; politika, raporlama ve kamu iletişimi açısından ciddi bir sorun anlamına geliyor. Sayın Nevzat Bey bu konuyu netleştirdi.

Yeşil Dönüşüm Mevzuatı, Simplification Act ve Dilin Rolü

Yeşil dönüşüm mevzuatı, Simplification Act gibi düzenlemeler; sürdürülebilirlik dilinin artık yalnızca pazarlama metinlerinde değil, hukuki ve regülasyon temelli belgelerde de son derece net olması gerektiğini gösteriyor. Bu noktada çeviri, hızla yapılan bir işlem değil;
bağlamı, mevzuatı ve sektör pratiğini bilen uzmanlarla yürütülmesi gereken stratejik bir süreç hâline geliyor.

Sonuç: Gıdanın Geleceği, Dilden Bağımsız Değil

Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nden çıkarken cebimizde kartvizitlerden çok; notlar, terimler, sorular ve yeni farkındalıklar vardı.

Biz Dijital Tercüme olarak şuna inanıyoruz: Sürdürülebilirlik, yalnızca ne yaptığınız değil; nasıl anlattığınızdır. Doğru terim, doğru bağlam ve özenli Türkçe; birer detay değil, güvenin ve etki yaratmanın temel yapı taşlarıdır.

Bu yüzden dinlemeye, öğrenmeye ve dili sahadan beslemeye devam ediyoruz.
Çünkü gıdanın geleceği konuşulurken, dile kulak vermek şart.