

30 Nisan 2026’da, İzmir Ekonomi Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz II. Sürdürülebilir Çeviri Zirvesi, klasik bir akademi–sektör buluşmasının çok ötesinde, dilin artık yalnızca bir ifade aracı değil, doğrudan karar, risk ve maliyet yönetimi mekanizmasının parçası hâline geldiğini somut örneklerle ortaya koyan güçlü bir kesişim noktasıydı.
Salonun profili, aslında bu dönüşümün en net göstergesiydi:
İzmir Ekonomi Üniversitesinin akademi, idari ve öğrenci kadrosunun yoğun katılımı yanında, Dokuz Eylül, Yaşar, Ege ve Manisa Celal Bayar Üniversitelerinden akademisyenler ve öğrenciler; sürdürülebilirlik ajansları, enerji şirketlerinin iletişim ekipleri; NATO, Birleşmiş Milletler ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası geçmiş deneyimine sahip çevirmenler; aktif olarak sahada çalışan editörler, redaktörler ve terminoloji uzmanları…
Kısacası, çeviri ekosisteminin tüm paydaşları aynı cümlede buluştu.
Ve bu cümle, birkaç kez alkışlarla kesildi.
Bu alkışlar, yalnızca bir sunuma değil; yıllardır sahada gözlemlediğimiz ama çoğu zaman görünmeyen bir gerçeğin artık yüksek sesle dile getirilmesineydi:
Çeviri artık bir çıktı değil, bir karar sürecidir.
Neden Bu Zirve?
Sürdürülebilirlik bugün şirketlerin yalnızca iletişim dili değil; raporlama biçimi, yatırım stratejisi ve regülasyon uyumunun temel belirleyicisi. Ancak sahada karşılaştığımız tablo şu:
- Aynı kavram, farklı kurumlarda farklı karşılıklarla kullanılıyor.
- Aynı rapor, farklı yorumlara açık hâle geliyor.
- Aynı veri, farklı dillerde farklı anlamlara dönüşüyor.
Bu durum yalnızca terminolojik bir dağınıklık değil; doğrudan bir güven ve risk problemi yaratıyor.
Zirvede paylaştığımız saha çalışmalarında da gördüğümüz gibi, tek bir kavram için dahi birden fazla “doğru” kullanım bulunabiliyor.
Oysa meslekte 25. Senemizde biliyoruz ki doğru çeviri, doğru kelimeyi bulmak değil; doğru bağlamı yönetmektir.


Zirvenin Kalbinde: Sürdürülebilir Çeviri Yaklaşımı
Sürdürülebilir Çeviri’yi biz hiçbir zaman yalnızca bir sözlük projesi olarak konumlandırmadık. Bu yapı, dil aracılığıyla sürdürülebilirlik bilincini kalıcı hâle getirmeyi hedefleyen, akademi, sektör ve dil profesyonellerinin birlikte inşa ettiği bir terminoloji ekosistemidir. Bu yaklaşımın en temelinde kalite yatar:
- Terim yalnızca çevrilmez
- Bağlamı analiz edilir
- Kullanım alanı değerlendirilir
- Regülasyon karşılığı incelenir
- Finansal etkisi öngörülür
Standart bir kelime seçiminden çok ötede anlamın nerede duracağının tasarımı yapılır.
Zirvede Öne Çıkan Kritik Başlık: CBAM
Zirvenin en yoğun ilgi gören ve en fazla tartışılan başlıklarından biri, Avrupa Birliğinin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) oldu.
CBAM, yüzeyde teknik bir regülasyon gibi görünse de aslında sürdürülebilirlik iletişiminin en somut sınavlarından biri. Çünkü bu sistem, şirketleri ilk kez şu cümleyi kurmaya zorluyor: “Bu ürünü üretirken ne kadar karbon salımı yaptım?”
Ancak yalnızca bu soruya cevap vermek yetmiyor, o cevabı doğru terimlerle, doğru formatta, doğru bağlamda ifade edebilmek zorunluluk durumunda.
Zirvede özellikle altını çizdiğimiz uygulamalardan biri şuydu:
“Emission” mı denilecek? “Embedded emissions” mı? “Verified emissions” mı? “Default values” mı kullanılacak?
Bu tercihlerden her biri farklı hesaplama yöntemi, farklı maliyet kalemi, farklı regülasyon sonucu anlamına geliyor.
CBAM kapsamında yanlış veya eksik beyanların ton başına 80–100 € seviyesinde cezalar doğurabileceği düşünüldüğünde, artık matematik denklemi çok basit:
Küçük terim hatası = Büyük finansal risk
Ve bu, çeviri sektörünün bugüne kadar karşılaştığı en net kırılma noktalarından biri.
Dilin Maliyeti: Yeni Dönemin Gerçeği
Zirvede ortaya çıkan en güçlü içgörülerden biri şu oldu:
Eskiden çeviri hatası kalite problemiydi
Bugün ise:
→ uyum sorunu
→ finansal risk
→ itibar riski taşıyor. Yarın ise hem bu yükleri beraberinde getirecek hem de firmayı rekabette dezavantajlı noktaya götürecek.
Bu dönüşüm, çevirmeni de yeniden konumlandırıyor:
Artık çevirmen:
- yalnızca metin üretmez
- anlamı yönetir
- riski öngörür
- kurumsal güveni inşa eder
Zirvede Sadece Konuşmadık: Ölçtük, Analiz Ettik, Kaydettik
II. Sürdürülebilir Çeviri Zirvesi aynı zamanda canlı bir saha çalışmasına dönüştü.
Anketler, terim tartışmaları, katılımcı görüşleri, disiplinler arası değerlendirmeler
Bu veriler, sürdürülebilirlik terminolojisinin yalnızca teorik değil, gerçek kullanım üzerinden şekillenmesi açısından kritik bir kaynak oluşturdu.


Dijital Tercümenin Rolü: Süreci Sürdürülebilir Kılmak
Dijital Tercüme olarak bu projeyi yalnızca başlatan değil, sürdürülebilir kılan bir yapı kurmaya odaklanıyoruz.
Sürekli güncellenen terminoloji altyapısı
Akademi–sektör iş birlikleri
Düzenli saha araştırmaları
Zirveler ve bilgi paylaşım platformları
Bununla birlikte sürdürülebilirliği yalnızca içerikte değil, operasyonda da sahipleniyoruz; karbon bilincini destekleyen projeler, ağaçlandırma çalışmaları ve çevresel katkı modelleriyle bu yaklaşımı somutlaştırıyoruz.
Sonuç: Gelecek, Doğru Kurulan Cümlelerle Şekillenecek
II. Sürdürülebilir Çeviri Zirvesi bize bir kez daha şunu gösterdi:
Dil artık yalnızca iletişim değil; strateji, risk ve sonuç yönetimidir.
Önümüzdeki dönemde özellikle CBAM gibi regülasyonlarla birlikte:
her şirket rapor yazacak
her veri beyan edilecek
her ifade denetlenecek
Ve bu süreçte en kritik unsur: “Doğru kelime. Doğru bağlam. Doğru anlam.” üçlüsü olacak.
Bir cümle yalnızca bir cümle değildir, bazen bir maliyet kalemi, bazen bir risk unsuru,
bazen de bir rekabet avantajıdır.
Ve biz, tam olarak bu noktada devreye giriyoruz. 25 senedir olduğu gibi bildiğimiz işi en iyi şekilde yapıyoruz.